CLICK HERE FOR THOUSANDS OF FREE BLOGGER TEMPLATES

14 Temmuz 2011 Perşembe

SULTANAHMET

İlk doğduğum evden ayrılırken ne kadar burulduysa içim bugün senden ayrılırken de o kadar bulurdu. Sultanahmet, sen adliye olmaktan daha çok, bir çok dostlarımın olduğu yeni bir hayata adım attığım, ikinci bir ev gibiydin bana. Küçük odalarına sıkıştırılmış binlerce dosya, eski masalar sandalyeler, acımasız icra müdürleri bile sana gelirken ki mutluluğumu hiç değiştirmedi. Eski duvarlarında, uzun bakımsız koridorlarında insana evindeymiş gibi hissettiren bi sıcaklık bi koruyuculuk vardı hep. Belki de böyle hissetmeme ilk avukatlığı sende öğrenmem, yeni hayatıma ilk sende başlamam çok sevdiğim dostları sende bulmam sebeptir. Senin içinde herkes tanıdık, herkes dost ve herkes sıcaktı bence...
Herkes gittikten sonra seni yıkacaklarmış. Yerine kocaman ihtişamlı bi otel yapacaklarmış zenginler için. Bizi ihtişamlıların ihtişamlısı büyüklerin büyüğü yeni alışveriş merkezleri kıvamında bir yere göndereceklermiş. Belki giderken içindeki herkes gelseydi bu kadar içim ezilmezdi ama senelerdir ahbaplık yaptığım fotokopici Mustafa Abi,serdar,Cübbeci abiler,işimi bitirip bi çay bi sigara içmek için can attığım ve güler yüzleriyle bize çaylarımızı yetiştiren halimizi hatırımızı soran adiye cafedeki çocuklar hiç biri bizimle gelmiyormuş. Onların yerine parayı bastırıp ihaleyi alan godaman amcaları görücez artık. Komik ama 'İyi ki memur güvencesi var yurdumda da memurlukları da yeni adliye de ihaleye çıkarmıyolar' diye sevindim bugün.
Neyse uzatmayayım artık amacım seni üzmek değil, seni hiç unutmayacağımı ve en sevgili olduğunu bil istemem. Tüm güzel topuklu ayakkabılarımı sana gelirken arnavut kaldırımı yollarında eskittim diye sana hiç kızmıyorum, duruşma kapılarında beklediğim saatleri de unuttum. Sendeyken öğrendiklerim ve yaşadıklarım harikaydı. Bundan sonra olmayacaksın ama benim gibi seninle senelerini geçirmiş insanların anılarında ve hikayelerinde yaşayacaksın. İyi ki vardın.

0 yorum: