seni düşünmek güzel şey seni düşünmek ümitli şey....
11 Ocak 2012 Çarşamba
5 Ocak 2012 Perşembe
İYİ Kİ VARIM BEEE
Gerçeğini bulacağına eminsen yalan olma ihtimali koymuyor adama
Gönderen mythemis zaman: 1/05/2012 08:47:00 PM 0 yorum
29 Aralık 2011 Perşembe
ÇOK ÖZLÜYORUM
Gece sana arkadaştır bilirim.Oturup karanlıkta aşkımızı beklersin.uyuyakaldın dörtbuçukta bu gece anladım.Ben uyandım bekledim aşkımızı merak etme sakın. Hala bekliyorum.Ayaktayım. Gel diye. Gör diye. Bende bir şeyler yapıyorum aşk için. Aşkımız için...
Uyandırmadıysam seni, bu seni özlemediğimden değil kıyamadığımdan sana. Ama sen kıy bana uyandır kalbimi derin uykulardan sevginin sıcağıyla.Açtım kollarımı sabaha doğru seni bekliyorum. Sana bunu söyleyemeyeceğim biliyorum ama duymanı, görmeni, beni aşk sözlerinle çepe çevre sarmanı çok istiyorum ve seni çok özlüyorum...
Gönderen mythemis zaman: 12/29/2011 09:45:00 AM 0 yorum
8 Kasım 2011 Salı
çatı katı
gülmek değil bu
ağlamak hiç değil
yıllardan beri adım atılmamış bir çatı katını temizler gibiyim
tozlar gibi mazide havalanmış burnuma kaçıyor teker teker
Ağır gelen de mutlu eden de var içlerinde
zor gelse de kararlıyım temizleyeceğim çatı katımı
yeni için yerde lazım
Gönderen mythemis zaman: 11/08/2011 11:28:00 AM 0 yorum
6 Ekim 2011 Perşembe
Aile
Yaşlı kadın uzaklardan adımı çağırıyor. kan ter içinde koşuyorum ama bir türlü yaklaşamıyorum ona. Annem olabilir mi? Görmediğim 12 senede annem bu kadar yaşlanmış olabilir mi? içimden annem diye sarılıp öpmek hiç bırakmamak geliyorsa annem o demek ki.ne kadar uzaklarda olsa da hissederim onun sıcağını. Annem! koş Rana yetiş annene koş...
birden yataktan sıçradım. İçerki odadan yaşlı kadın bağırıyordu.
-Koş Rena koş yetiş!!
ne oldu demeye kalmadan yerde yatan İsmail dedemi gördüm.Öz dedem değildi ama çocuğum sayılabilirdi.Yemeğini yapar yedirir üstünü giydirir yatırırım onu. İsmail dede de bana hep gülümser. Yıllar bedenini çökertmiş olsa da aklı zamandan kaçıp üç yaşındaki günlerine sığınmış olduğundan ne yapsan gülümser İsmail dede.
-gece oldu yatalım hacı dedim kalk dememe kalmadı atladı aşağa. tut kaldıralım Rena kızım.
Bu aralar geç uykusu gelir oldu İsmail dedenin. verilen ilaçlardanmış huzursuzluğu. Sürekli rüyada. Hayata bağlandığı zamanlar beni ya kızı ya kardeşi zannedip bir şeyler anlatıyor. Seviyorum o halini.onların yanında olduğum için her gece şükrediyorum. ama en çok serap ablam için şükrediyorum. aile olmak biraz da yaşadığın insanlar için şükretmek demek bence.
mükemmel bir yaz gecesi. Serap ablamla kumsaldayız.Denizden esen rüzgar okşuyor sanki bizi. Hiç görmediğim kadar büyük bir ay ve binlerce yıldız var üzerimizde. Birlikte ayışığının denizdeki su ile dansını izliyoruz.çok mutluyum. çok huzurluyum.güvendeyim. Ayak sesleri duyuyorum. serap ablam duymuyor. Annem gelmiş arkamda duruyor.yelteniyorum boynuna atlamak için dur! diyor. orda dur!...
gülerek uyandım. Ah ne kadar uyumuşum birazdan serap ablam gelecek. Bugün izin günün beni gezmeye götürecek.Dün bize gel bizden çıkarız dedi önce, sessizliğimden hala izin almaktan çekindiğimi anladı hemen
-yada ben geleyim anneannemle dedemi de görmüş olurum.12 de hazır ol tatlım deyiverdi. O dünya üzerinde yaşayan bir melek. Kanatları da rüzgarda uçuşan mis gibi kokan o güzel saçları...
-dur sabırsız kız hemen kalkma rimel sürcem daha.
Dokunduğu her şey gibi beni de güzelleştirir hep serap ablam.Ne yapsa güzel olur.Hep çok bakımlı hep çok güzeldir. Bir gün ismail dede gibi her şeyi unutsan bile kapıyı açtığımda şu ana kadar gördüğüm en güzel kırmızı çantası ve ayakkabısı olan masallardaki prenseslerden bile güzel o kızı unutamam.
-bak bakalım aynaya yavru kuşum güzel olmuş mu?
-çok güzel olmuş ablacım eline sağlık
-hazırsan alışveriş bizi bekler...
Geçen yıl İsmail dedelerin evine yerleştiğimde tek hayalim yeterli parayı biriktirip kardeşimle babamın yanına dönmekti.Şimdi ise dönmek istemiyorum Azerbaycan'a. Rahatımdan huzurumdan değil burada kalmak istemem. on iki yıl yaşayamadım anne sevgisini buldum son bir yılda burada asıl neden bu. Issız değilim iki koca ailem var artık.kalabalığım sevgileriyle. Hayata karşı kısık ta olsa sıcacık bir gülüşüm var...
Gönderen mythemis zaman: 10/06/2011 08:14:00 PM 0 yorum
4 Ekim 2011 Salı
işte tam o anda başlıyorum yazmaya...
Emek deyince insanlar geçiyor gözümün önünden. insanı güzelleştiren sevgi, insanı yaşatan umut geliyor yanıma oturuyor. Anlatmaya başlayınca onlar, kendim beliriyorum karşımda, emeklerim ve gördüğüm emekler beliriyor. Bazen kendime emek vermeyi bıraktığımı hatırlıyorum bu koşturmada. Belki de koşturma bahanesi işin, asıl olan hakkettiğim değeri esirgemem kendimden. İşte tam o anda başlıyorum yazmaya...
Her şey gibi yazmakta güzelleşiyor emekle. Yeni filizlenen tohum gibi büyüyor cümlelerim gün geliyor boyumu aşıyorlar. Onları uzak zamanlardan izlerken gururlanıyorum, büyüttüğüm çocuklarıma bakar gibi. Emek izlerini takip ettikçe insanın hayatın yakasını bırakmaması gerektiğini daha iyi anlıyorum.İşte tam o anda başlıyorum yazmaya...
Yazmaya oturmak bazen can kulağıyla dinlemek oluyor kendimi bazen çevremdekileri bazen de büyüyüp genişleyip tüm insanlığı dinlemek oluyor. Eni konu Yaradanını dinlemek oluyor ve bu da emeği hakkediyor çokça. Bir an geliyor su gibi akıyor kelimelerim söyleyecek ne çok sözüm varmış diyorum bazen de yosun gibi takılıyor kalbinin taşlarına akmıyor kelimeler.İşte tam o anda başlıyorum yazmaya...
Gönderen mythemis zaman: 10/04/2011 08:44:00 PM 0 yorum
14 Temmuz 2011 Perşembe
SULTANAHMET
İlk doğduğum evden ayrılırken ne kadar burulduysa içim bugün senden ayrılırken de o kadar bulurdu. Sultanahmet, sen adliye olmaktan daha çok, bir çok dostlarımın olduğu yeni bir hayata adım attığım, ikinci bir ev gibiydin bana. Küçük odalarına sıkıştırılmış binlerce dosya, eski masalar sandalyeler, acımasız icra müdürleri bile sana gelirken ki mutluluğumu hiç değiştirmedi. Eski duvarlarında, uzun bakımsız koridorlarında insana evindeymiş gibi hissettiren bi sıcaklık bi koruyuculuk vardı hep. Belki de böyle hissetmeme ilk avukatlığı sende öğrenmem, yeni hayatıma ilk sende başlamam çok sevdiğim dostları sende bulmam sebeptir. Senin içinde herkes tanıdık, herkes dost ve herkes sıcaktı bence...
Herkes gittikten sonra seni yıkacaklarmış. Yerine kocaman ihtişamlı bi otel yapacaklarmış zenginler için. Bizi ihtişamlıların ihtişamlısı büyüklerin büyüğü yeni alışveriş merkezleri kıvamında bir yere göndereceklermiş. Belki giderken içindeki herkes gelseydi bu kadar içim ezilmezdi ama senelerdir ahbaplık yaptığım fotokopici Mustafa Abi,serdar,Cübbeci abiler,işimi bitirip bi çay bi sigara içmek için can attığım ve güler yüzleriyle bize çaylarımızı yetiştiren halimizi hatırımızı soran adiye cafedeki çocuklar hiç biri bizimle gelmiyormuş. Onların yerine parayı bastırıp ihaleyi alan godaman amcaları görücez artık. Komik ama 'İyi ki memur güvencesi var yurdumda da memurlukları da yeni adliye de ihaleye çıkarmıyolar' diye sevindim bugün.
Neyse uzatmayayım artık amacım seni üzmek değil, seni hiç unutmayacağımı ve en sevgili olduğunu bil istemem. Tüm güzel topuklu ayakkabılarımı sana gelirken arnavut kaldırımı yollarında eskittim diye sana hiç kızmıyorum, duruşma kapılarında beklediğim saatleri de unuttum. Sendeyken öğrendiklerim ve yaşadıklarım harikaydı. Bundan sonra olmayacaksın ama benim gibi seninle senelerini geçirmiş insanların anılarında ve hikayelerinde yaşayacaksın. İyi ki vardın.
Gönderen mythemis zaman: 7/14/2011 06:33:00 PM 0 yorum
